Haziran başında yazdığımız gibi bu ay oldukça yoğun bir aydı. Fakat o denli yoğundu ki neredeyse içimize dönmeyi unutturdu bize. Kim olduğumuzu,nerden gelip neden burada olduğumuzu tamamen unutarak yaşadığımız bir dönemi temsil etti. Bu yoğun akış Mayıs’tan beri hayatımızda etkisini göstermekte olan geçiş döneminin sanki tepe noktası gibi hissedildi. Zamanlamaları kişiden kişiye farklılık gösterebilmekle birlikte hepimizin er ya da geç uyanışta ve yenilenme döneminde geçtiğimiz enerjilerden.
Haziran’ın başından itibaren içimize attığımız, korkularımızla bastırdığımız duygularımızın bizi zorladığını ve hayatımızda mantıkdışı veya olağanüstü sayılacak derecede gerçeğe dönüştüklerini gördük. Kimilerimizde ruhumuza işlenecek derecede yoğun olan bu duygular ve yaşananlar bazı diğerlerimizde fiziksel geçici bazı zorlukların baş göstermesiyle ortaya çıktı. Bir kısım diğerlerimizde -ki bu kişiler çok daha hızlı bir geçiş dönemi yaşamayı seçerek bir anda birden fazla zorlukla mücadele edebileceklerine inananlarımız- her iki türlü yoğunluğun da fazlasıyla yaşandığını gördük.
Haziran ayında bir yandan yeni hayatımızda yanımızda bulunması gereken önemli şeyler kendini ortaya çıkartırken, diğer yandan yanımızda kesinlikle taşımamamız gereken şeylerin de farkına varmaya başladık ve istemeyerek de olsa bunlarla vedalaşmak zorunda kaldık. Bazı bize ait olmadığını sandığımız önemli noktalar ise bir anda su yüzüne çıktılar ve belki de kendimizi çok farklı bir yerden görmeye başladık. Aynaya baktığımızda gördüğümüz çehre her seferinde değişti. Vechelerimiz çok uzak diyarlardan geldi birleşti. Biz çok muhteşem olduğumuzu fark ederken ne kadar karanlık olabileceğimizi de gördük. Duygularımız içimizi kasıp kavurdu. Dilimiz hem sevgi hem zehir saçabildi. Ve biz bunlara sadece seyirci kalabildik.Üstelik sadece ruhlarımızda değil bedenlerimizde de birleşmeler yaşadık. Çok değişik bedenleri bir bedenimizde topladık ve farklı ağrılar, farklı hisler kaşıntılar hissettik. Bu herkeste farklı tezahür etti. Ama kısacası Haziran’da biz uzun zamandır beklediğimiz değişimin eşiğinde durduk. Geriye gitmek için çok geç ilerlemek için ise fazla erken sandık. Oysa ne geri ne ileri olduğunu çok yakında anlayacağız. Sadece VARdık.
Bu ay içerisinde çevremiz bizi destekleyenlerle bizi engellemeye çalışanların gölgeleri ile sarıldı ve biz kararsızlık yaşadık. Şimdi ise Temmuz ayına giriyoruz. Aslında değişim dönemine bazılarımız Temmuz’a girmeden adımlarını attılar. Bu yoğun enerji fırtınasından çıkıp duru bir havaya ulaştılar. Fakat bir kısmımız henüz iç ve dış dünyasında gerekli değişimleri geçirmenin eşiğinde. Bu ise oldukça sancılı bir dönem. Çünkü değişimin eşiğinden ilerlediğimizde önümüzde hiçlikten başka bir şey görünmüyor. Biz oldukça uzun bir zamandır sanki ne olacağını kestirmekte zorlanıyoruz. Hesaplarımız birbirini tutumuyor. Sadece çok derinlerde bir yerlerde tüm bu yaşananların doğru ve zamanında olduğunu, adımımızı attığımızda korkularımızın dağılıp yerini hayallerimizin alacağını hissediyoruz. Ama dünya çok karışık ve her yandan korku pompalanmaya devam ediyor. Korkuya kapılmak çok doğal çünkü yaşıyoruz. Ama içimiz kadar gerçek olmadığını biliyoruz artık.
Temmuz’da pek çoğumuzun kapısını açacağı ve eşikten geçip yeni gerçekliğe ulaşacağı veya en azından nihai hedefe biraz daha yaklaşacağı bir ay olacak. Fırsatlar ve sevgiler bollaşacak. Beklemediğimiz bir çok olay gerçekleşecek ve biz karar vermeye daha yakın olacağız. Artık kendimizi tanımaya daha yakın olacağız.
Her ilerleme beraberinde mücadeleyi getirir. Biz insanlar bu dünyayı şekillendirirken O’nunla birlikte büyüyoruz ve aynı rüzgarlardan esiyoruz. Dünya anamız değişiyor ve biz de onu destekliyoruz. İnsanlığı ve ruhları ve varoluşu ruhumuzun derinlerinde görüyoruz ve tüm benliğimizde hissediyoruz . Hayat sadece bir oyun. Ne aldatmak var ne aldanmak. Sadece OLMAK. Bunu özümüzde duyuyoruz. Kendimizi ve tüm olanı affediyoruz, BİRleşiyoruz…
Sevgiyle, daha güzel daha aydınlık daha gerçek anlara…










